Bodrum Cennet Koyu’nda neler oluyor?

Bodrum Cennet Koyu'nda neler oluyor?

Türkiye’nin kıyı bölgelerinde yapılan inşaatlar, son dönemlerde oldukça dikkat çekiyor. Son olarak Bodrum’da bulunan Cennet Koyu’nda yapılan proje, özellikle sosyal medyada birçok tartışmaya neden oldu. Habertürk yazarı Güntay Şimşek, “Bodrum Cennet Koyu’nda neler oluyor?” başlıklı yazısında, kamuoyunun merak ettiği detaylara açıklık getirdi. Bilindiği gibi, Cengiz İnşaat tarafından da söz konusu inşaat projesiyle ilgili açıklama yapılmıştı.

Güntay Şimşek

Güntay Şimşek’in yazısından öne çıkan kısımlar şu şekilde:

Hemen hemen 2 yılda bir Bodrum’un kıyıların nasıl işgal edildiğine dikkat çekiyorum. Nüfuzlu otellerin, restoranların ve çeşitli işletmelerin halktan kaçırdığı deniz kıyılarına vurgu yapıyorum. İmar mevzuatına aykırı durumlar ve tuhaf yapılaşma hikâyeleri yurdumuzun dört bir yanında nasılsa Bodrum’da daha organize bir şekilde ve iki katıyla karşımıza çıkıyor.

Çünkü kamu otoriteleri yasalar çerçevesinde ilgilenir gibi yapıp her şeye göz yumarken Bodrum’u ve doğayı sevdiğini iddia edenler de dedikodularla, yalan yanlış haberlerle bu sürece destek oluyor. Son yıllarda çarpıtma ve yalan haberlere bir de sosyal medya ağları eklenince neyin doğru neyin yanlış olduğu iyice anlaşılmaz oldu. Aslı astarı olmayan dedikodularla gerçeklerin üzeri öyle güzel örtülüyor ki, Bodrum’da yapılan hangi işin yasalara, mevzuatlara uygun olduğunu anlamak imkânsız hale geliyor.

Geçtiğimiz yıllar bazı 5 yıldızlı oteller sahillerine ‘beyaz kum’ diye kuvars tozu bile sermişti. Yani bırakın kıyıları işgal etmeyi bir de işgal ettikleri yerlere doğaya ve insan sağlığına ciddi zarar veren girişimlerde bulunmuşlardı.

Bir türlü tanışamadığımız ve uygulanamayan Kıyı Kanunu’nda aynen şu ifade yer alıyor. “Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.”

Başta kıyılar olmak üzere doğanın ve şehirlerin korunması ancak yasalar ve imar mevzuatlarıyla olabilir. İmara açılan, ihalelerle özel sektöre verilen yerleri eleştirirken veya kamu adına denetimi yapılırken de mevzuatlara ve yasalara uygunluğuna bakarak konuyu gündeme getirip, doğru tartışmak gerekir. Ancak bu şekilde çarpık yapılaşmanın önüne geçebiliriz. Kıyıların, doğanın ve SİT alanlarının da ancak bu şekilde korunmasına yardımcı olabiliriz. Yoksa sosyal medya dedikodularıyla, çamurla ve yalanlarla bir netice alınamaz, bilakis oluşturulan curcuna hak ve hukuk tanımayanların işine gelir.

Kısa süre önce Cennet Koyu’nda gayrimenkul projesine başlayacak olan bir şirket hakkında ciddi bir sosyal medya rüzgârı estirildi. Ormanlık olan bölgenin yakıldığı ve sonra imara açıldığı yazılıp, çizildi. Projenin gerçekleşmesi için de çok sayıda ağaç kesileceği gündeme getirildi. Düşünsenize bir yanda Ege’de ormanlar yanıyor, diğer taraftan da yeni projeler için ağaç kesilmesinden bahsediliyor. Hangi vicdanlı insan duysa, elbette sessiz kalmaz. Fakat sosyal medyada böyle bir vicdan yok. Hasta yatağında şifa bekleyen, yılların tecrübesi yazarın bile mezara sokulduğu, üstüne bir de linç edildiği anlayıştan hayır çıkabilir mi?

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

CENGİZ İNŞAAT’TAN CENNET KOYU PROJESİ AÇIKLAMASI

Cengiz İnşaat, söz konusu proje ilgili geçtiğimiz hafta bir açıklama yapmıştı.

Firmadan yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Şirketimizin Cennet Koyunda sahip olduğu arazi Muğla İli, Bodrum İlçesi, Gölköy, Göl Mahallesi 107 Ada 1 parselde (eski 423 parsel) kayıtlı bulunan taşınmazdır. Bu taşınmaz, Maliye Hazinesi’ne aitken, 01.06.2010 tarih ve 2010/31 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Özelleştirme kapsamına alınma kararına karşı açılan dava, Danıştay tarafından reddedilmiştir ve bu karar kesinleşmiştir. Bodrumlu bazı vatandaşların özelleştirme ihalesi öncesinde Osmanlı tapusundan kaynaklı olarak arazide hak iddiaları olmuş ise de Kadastro Mahkemesinde görülen bu dava, Hazine lehine kesinleşmiş ve arazi, bu dava sonucunda Hazine adına tescil edilmiştir.

Parselin bulunduğu alan, 1990’lı yıllardan beri imar planlarında turizm alanı olarak belirlenmiş olup Özelleştirme İdaresi Başkanlığı da 2012 yılında buna göre yeni bir imar planı hazırlamıştır ve bu imar planı halen yürürlüktedir. Bu imar planı hazırlandıktan sonra tescilli sit statüleri ile birlikte taşınmazın özelleştirme ihalesi yapılmış ve taşınmaza 277.000.000-TL (o dönemki kur ile 152 milyon ABD Doları) teklif veren Alıcı, ihaleyi kazanmıştır. İhale sonrasında Alıcı’nın sahip olduğu bir şirket olan Bodrumbir Turizm Yatırım A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında Satış Sözleşmesi imzalanmıştır.

İhale işleminin iptali için Danıştay’da idari davalar açılmış ise de o dönemde taşınmazın tapudan devrini önleyecek bir yürütmenin durdurulması veya iptal kararı verilmemiş ve Bodrumbir A.Ş., ihale bedelini ödeyerek taşınmazın tapusunu devralmıştır. Bodrumbir A.Ş. daha sonra Şirketimiz Cengiz İnşaat San. ve Tic. A.Ş. tarafından devralınmış ve taşınmazın mülkiyeti bu şekilde Şirketimize intikal etmiştir.

Kamuoyunda son dönemde yer alan paylaşımların aksine şu anda bu konu hakkında Danıştay’da devam eden herhangi bir dava bulunmamaktadır. Özelleştirme ihalesinin iptaline ilişkin olarak taşınmazın Alıcı’ya devrinden çok sonra verilmiş olan Danıştay kararı, hukuken Şirketimizin parseldeki mülkiyet hakkını etkilememektedir.

Arazinin tapusunun Şirketimize devrinden sonra 2013 yılında, arsa üzerindeki olası yapılaşma alanında 157 ayrı noktada sondaj yapılmış ve sondaj sonucunda; Bodrum Kaymakamlığı Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından araziyle ilgili 24.01.2014 tarihli bir rapor hazırlanmıştır. Rapora göre, sondaj yapılan bu 157 noktanın hiçbirinde herhangi bir arkeolojik buluntuya rastlanmamıştır. Bu raporda ayrıca sosyal medyada paylaşılan ve Şirketimizin parselinden çıktığı iddia edilen buluntuların parselde gerçekleştirilen bir sondaj ya da kazıda ortaya çıkmadığı kesin olarak tespit edilmiştir.

Ayrıca parselin yapılaşmaya şu anda açıldığı ve imar planının Mahkemece iptal edildiğine ilişkin iddialar gerçek dışıdır. Nitekim yukarıda bahsedildiği üzere arazinin geçerli imar planı, özelleştirme ihalesinden önce 2012’de yapılmış olup kesinleşmiştir ve halen yürürlüktedir. Özelleştirme ihalesinden sonra arazinin imar durumunda herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Arazideki derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli olan kısım ayrı bir parsel olarak tapuya tescil edilmiştir. Kanun gereği bu 1. Derece arkeolojik sit alanında herhangi bir yapılaşma zaten mümkün değildir. Bu sit alanı Şirketimizce aynı şekilde korunacaktır.

Sosyal medyada yer alan ve ormanlık olarak görünen Cennet Koyu fotoğrafı, Şirketimizin parseline ait değildir. Şirketimizin parseli ormanlık alan olmayıp ekteki fotoğrafta da görüldüğü üzere taşlık arazidir ve bu nedenle, parselde gerçekleşecek projede herhangi bir ağaç kesimi söz konusu değildir. Sit statülerine ve imar planına uygun olarak gerçekleştirilecek bu proje kapsamında parsele 50.000 adet ağaç dikilecektir. Parselde gerçekleştirilecek projede, yürürlükte bulunan imar planı hükümlerine, ilgili resmi kurum kararlarına, sit mevzuatı ile ilgili diğer mevzuata uygun davranılacak olup Şirketimiz, kamuoyunu her aşamada bilgilendirecektir.”

sizlere brinstagram.com farkıyla sunulmuştur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir